Denemeler

‘ Bir kadın deneme yazar mı?’
Bu soruyu kırkımdan sonra sorabildim ancak. Çünkü bunu sormayı bile akıl edemeyeceğimiz kadar kadının ilgi alanından uzak bir konuydu deneme. Özellikle bu coğrafyada… Deneme, erkeklerin uğraşı alanıydı ve bir kadının değil deneme yazması, deneme yazabileceği bile düşünülemezdi bundan on beş-yirmi yıl öncesine kadar. ‘Kadın deneme yazamaz’ değil, yazmazdı. Bazı gazetelerde bazı münferit olaylar hariç. O gazetelerde deneme yazan kadınlarsa yönetim kurulu başkanının ya karısı ya sevgilisiydi.
Başka bir ifadeyle, ‘Denemeler’ başlığı altında, birçok kitap yayınlanmış, ben; bir tanesinde bile bir kadın adı görmediğimden, “Bir kadın deneme yazar mı?” sorusunu kırkımdan sonra sormayı akıl edebildim ancak.
Ve yazmadım kuşkusuz cesaret edemediğim için. Birçok kadın da belki bu yüzden yazmamıştı.
‘Hımm cızzz sen napıyorsun bakalım!’
Ilk denememin isminin neden “Denesem mi?” olduğunun izahı budur sanırım. Bu isim, bu ilk herzemi yerken, duyduğum tedirginlik ve korkunun, başlığa yansımasından başka bir şey değildi aslında.
‘Denesem mi?’
‘Acaba olacak mı?’
‘Deli demesinler!’
‘Cık cık cık… Elinin hamuruyla erkek işine karışmış,’
Nasıl bir tedirginlik ve korkuyla kalemi elime aldığımı çok iyi hatırlıyorum. Aradan on beş yıl geçmiş. Şu anda yazdığım bütün yazıları birçok insan ‘Herze’ olarak değerlendiriyor zaten. Kaşarlandım anlayacağınız. Ama ben bir Nasrettin hoca edasıyla göle maya çalmaya devam ediyorum. Yazılarımdan dolayı çok eleştiri aldım. Artık umursamayacak kadar çok… Ama gayreti elimden hiç bırakmadım. Yıldım, savruldum, çok acımasızca bir eleştiri yüzünden, tam üç sene elime kalem alamadığım bir zaman dilimi bile oldu. Ama adına ‘himmet’ denilen o sihirli güç, gene yakama yapıştı. Allah’ın inayetiyle…
Aslında eleştirileri bi bakıma haklı buluyorum. Çünkü, yazdıklarıma pek deneme denemez. Hatta hiç bir şey denemez. Ama, ‘basit ve çocukça’ olduğu yönündeki eleştirilere, yılmadan cevap verdim hep.
“Çünkü bunları ben değil, içimdeki çocuk yazıyor, çocuklar ve içindeki çocuğu öldürmemişler okuyor.”
Dağınık bir şeyler işte!
Saçımı da taramıyorum zaten son zamanlarda…
Tarzım, tarzsızlık oldu. Genel halim ruhuma yansıdı, ya da ruhum şeksiz şemalsizdi de dışa vurdu, ne bileyim?! Bir tuhaf şeyler yazıyorum kısacası…
Yeni sitemden merhaba….

M.Ş. 19 Ağustos 2010 Mersin